@wiki MenuEditViewToolsHelp
SignIn
Create new page
Create new WIKI
Edit this page Copy from this page Rename this page Change Edit-mode of this page Change View / Edit permission of this page
Attach File to this page
Edit Menu Edit Right Menu
Last Update (diff) History (Backup)
List of Page List of Page with History (Backup) List of Tag Updated information RSS of this wikiUpdated information RSS of this wiki Newly arrived page RSS of this wikiNewly arrived page RSS of this wiki
Search from this wiki
@wiki Guide
add RSS to Google Personalized Homepage

Konuşma ve Dinlemenin Sözlü İletişime Etkisi

Başlıkta ifade edilen konunun tam olarak anlaşılabilmesi için ilk olarak konuşma, dinleme ve sözlü iletişim, kavramlarının açıklanması gerekmektedir. Sözlü iletişimin temel öğeleri olan; konuşma ve dinleme ile ilgili gerekli tanımlar sitemizde başka başlıklar altında yer almaktadır. Bu bölümde ise; sözlü iletişimin hayatımızdaki önemi vurgulandıktan sonra, sitemizin içeriği gereği, işitme engelli bireylerin konuşma ve dinleme özellikleri, bu özelliklerden kaynaklanan problemler ele alınacaktır.


Sözlü İletişimin Hayatımızdaki Yerive Önemi


iletişim türleri içerisinde en net tanımı olan, daha doğrusu tanımı üzerinde genel bir uzlaşma sağlanan iletişim türü, sözlü iletişimdir diyebiliriz.Yapılan en genel tanımıyla; kaynak ve alıcı arasındaki karşılıklı konuşmanın konuşmanın her türü, örneğin; yüz yüze görüşmeler, resmi ve gayri resmi toplantılar, hitaplar sohbetler vb. sözlü iletişim olarak nitelendirilmektedir. Sözlü iletişim, yazılmış ya da yazılmamış sözcüklerin söylenmesi(sesli sembollerle ifade edilmesi) ile gerçekleşen bir iletişim türü olduğu için, ses ve işitmeye dayalı bir iletişimdir(Kırel,2007:87). Tanımdan da anlaşıldığı gibi sözlü iletişimin temelini konuşma ve dinleme oluşturmaktadır. Yine sözlü iletişimin, iletişim türleri arasında en çok kullanılan iletişim türü olduğu bilinmektedir. Bunun nedeni ise sözlü iletişimin daha hızlı ve daha etkili bir iletişim sağlamasıdır. Ayrıca sözlü iletişimde verilen mesajın anlaşılma derecesi denetlenebilir, anlaşılmayan bir konu varsa, açıklık getirilebilir. Konuşma ve dinleme; tıpkı yemek yemek, solumak su içmek, yürümek gibi günlük yaşamımızın bir parçasıdır. Sabahın ilk saatlerinden yatma zamanına kadar bir günümüzü düşünelim. Bu süre içinde konuşmanın ve dinlemenin büyük bir yer tuttuğu görülür. Eğer yalıtılmış bir ortamda yaşamıyorsak mutlaka yakınlarımızla, çevremizdekilerle, arkadaşlarımızla günün olayları, ihtiyaçlar, duygular, düşünceler vb. üzerine konuşmuşuzdur ya da birilerini dinlemişizdir. Bu toplum içinde yaşamanın doğal bir sonucudur, günlük bir gereksinmedir. Konuşma ve dinleme günlük bir gereksinme olduğu gibi, iş ve uğraşımız yönünden de bir gereksinmedir. Kısacası iletişimin bir türü olan sözlü iletişim varoluşumuzun bir biçimi olarak ortaya çıkmaktadır(Yüksel, 2005:53). Thomas Mann “ konuşma uygarlığın kendisidir” derken, uygar insanın belirgin özelliğini belirtmektedir. İnsanın dışındaki canlıların davranış tarihçesine göz attığımızda, yüzyıllar boyu devam eden bir tekdüzelik gözümüze çarpmaktadır. Bunlar nesiller ilerledikçe akıl ve bilgi alanlarında belirgin bir gelişme göstermezler, çevrelerini denetim altına almazlar. Örneğin, bir kuş yuvasını yüzyıl önce nasıl yapıyorsa günümüzde de aynı biçimde devam ettirir( Ünlü,1986:5 ). Fakat insanoğlunun gelişiminde durumun çok farklı olduğunu görüyoruz. Bu farklılığın temel nedeni olarak insanların iletişim sayesinde gerçekleştirdikleri bilgi ve kültür aktarımıdır diyebiliriz. Sözlü iletişimde ilgili bahsettiğimiz bu gereksinimin çeşitli nedenlerden dolayı karşılanamaması ya da eksik karşılanması durumunda insanların kişisel, sosyal ve akademik gelişimleri için olumsuz durumlar ortaya çıkmaktadır. Toplumda bu olumsuz durumlara en çok maruz kalanlar ise işitme engelli bireyler ve temelde işitme engelli çocuklar olmaktadır. İşitme engelli çocukların karşılaştıkları en önemli sorun duymamaktan kaynaklanan, konuşmaya dayalı iletişim becerilerinin ya tam ya da hiç gelişememesidir(Girgin,2005:45). İşiten çocuklar konuşmayı kendiliğinden, zorlanmadan edinmektedirler. Bu da çevresindeki yetişkinlerin onlara devamlı konuşmalarının ve çocukların onları dinlemesinin sonucu gerçekleşmektedir. Ancak işitme mekanizmasının herhangi bir noktasında oluşan hasar nedeniyle konuşma seslerini hiç duyamayan ya da çok azını duyabilen işitme engelli çocuğun konuşmaya dayalı dilin karmaşık sistemini ve kurallarını, yardım almadan çözümleyebilmesi çok zor olmaktadır(Girgin,2003:i). İşitme engelli bireyin, iletişim yetersizliğinden kaynaklanan sorunların başında etkin ve yeterli eğitim olanaklarından yararlanamaması gelmektedir. Bunun yanı sıra işitme engelli bireyler sosyal ve iş yaşantılarında sınırlılıklar ve sorunlarla karşılaşabilmektedirler(Girgin,2005:45). İşitme engeli aynı zamanda kişilik gelişimini ve toplumsallaşmayı da etkiler. “çocuk konuşulanları anlayabilmek için konuşmada geçen her sesi yakalamaya çalışır ve böylece teke tek konuşma ilişkisi kurma zorluğu doğar. Kişi kendini normal grubundan kopmuş hissetmeye ve kendine benzer bireyler aramaya başlar. Eğer çocuğun işitme engeli doğuştan ise(0-2), kişilik gelişimi ve duygusal uyum iletişim yoksunluğu yüzünden etkilenir( Ünlü,1987:9).

İşitme Engelli Çocuklarda Konuşma ve Dinleme



A-İşitme engelli çocuklarda konuşma


Doğuştan ya da dil öncesi işitme kaybına sahip çocuklar özellikle anadillerinin konuşma boyutunu edinmede büyük güçlüklerle karşı karşıya kalmaktadırlar. İşitme engelli çocukların konuşmalarındaki farklılıkların temel nedeni işitmelerinin engellenmesi sonucu konuşulanları ve kendi seslerini tam duyamamalarıdır. İşitme engelli çocukların agulamalarındaki farklılaşma birinci yaşlarının sonuna doğru başlamaktadır(Girgin,2005:47). Babıldamadaki bu farklılaşma, yetersiz işitsel girdiler nedeniyle daha ileri yaşlarda sesbirimlerin sesletiminde farklılaşma sesbirimlerin birbirine ulanması sürecinde sesletim hataları, seslerin şiddetini doğru ayarlayamamak ve konuşmalarının ritminin olmaması ya da işiten çocuklara göre farklı olması gibi durumlara neden olmaktadır(Girgin,2005:47). İşitme engelli çocukların konuşmalarındaki bu farklılaşma onların söylediklerinin dinleyiciler tarafından tam ya da hiç anlaşılmamasına neden olacaktır. İşitme engelli çocukların konuşma anlaşılırlığının yeterli olmaması, günlük yaşamımızda ençok kullandığımız konuşma ile iletişim kurmalarını zorlaştırabilecek ya da hiç iletişim kuramamalarına neden olacaktır.
İşitme engelli çocukların konuşma farklılıklarını etkileye faktörler:
İşitme engelli çocukların ses kalitesi, sesletim eksiklikleri ya da ses birimlerinin hatalı sesletimleri, bürünsel özelliklerin ya hiç ya da normalden farklı üretilmesi konuşma anlaşılırlığını etkileyen sesbilgisel faktörlerdir. Bu ses bilgisel faktörlerin yanı sıra, işitme engelli çocukların erken çocukluk döneminde konuşma becerileri ve dil ediniminde yaşadıkları farklılıkları araştırmacılar aşağıda sıralanan faktörlerle açıklamışlardır:
  • Çocuğun yaşı.
  • İşitme kaybının tanılandığı yaş(teşhisin bebek altı aylıktan önce ya da sonra yapılması durumu).
  • işitme kaybı derecesi
  • Çocuğun zihinsel/bilissel durumu
  • İşitme kaybından başka bir özrün bulunup bulunmaması olarak belirtilmektedir. Bazı yazarlar işitme engelli çocuk nüfusu içinde, eğitsel bakımdan önemli sayılacak derecede bir ikinci özrün %30 oranında bulunduğunu bildirmiştir(Tüfekçioğlu,2003:20)
  • Çocuğun ailesi ile ilgili durum.
  • İşitme kaybı ile ilgili sunulan odyolojik hizmetler.
  • Sunulan genel ve özel eğitim hizmetleri.

B-İşitme engelli çocuklarda dinleme



İşitme ve dinleme, dil ediniminin ve konuşmaya dayalı iletişimin görülemeyen ve kolaylıkla fark edilemeyen önemli temel taşlarındandır. İşiten çocukların dil ediniminde ve öğrenmelerinde önemli rol oynayan işitme ve dinleme becerilerinin dinleme becerilerinin, işitme engelli çocuklarda işitme düzeneğinde oluşan engellemeler sonucu daha zor gelişeceğini söylemek yanlış olmaz(Girgin,2006:21). Çocuklar uyanık oldukları sürenin çoğunu, çevreleri hakkında bilgi edinebilmek için etken ya da edilgen bir biçimde dinleme etkinlikleri ile geçirmektedirler. Bu nedenle işitme engelli olsun olmasın tüm çocukların sesleri düzgün duyabilmelerinin garantilenmesi gerekmektedir(Girgin,2006:20). İşitme engelli çocuklar özellikle ileri ve çok ileri derecede işitme kayıplı çocuklar, akustik uyaranları yeterli düzeyde ya da hiç algılayamamaları sonucu dinleme basamaklarını yeterince geliştirememektedirler. Bunun sonucunda da konuşma üretimleri farklılaşmakta ya da hiç konuşamamaktadırlar(Girgin,2006:21).

Konuşma ve dinleme işiten toplumların vazgeçilmez bir özelliği olması nedeniyle, işitme engelli çocukların topluma tam uyum sağlayabilmeleri için onlara konuşmaya dayalı iletişim becerileri edindirilmelidir. Günümüzde işitme engelli çocuklara konuşmaya dayalı iletişim becerisi kazandırmayı hedefleyen yaklaşımlar, işitmezliğin neden olduğu sorunların ancak işitme kalıntısının en yoğun ve uygun biçimlerde kullanılarak, uygun eğitim ortamlarında ve uygun yaşantılarla desteklenerek aşılabileceğine inanmaktadırlar. İşitme engelli çocuklar arasında tam(total) işitme kaybına sahip olma oranı çok düşüktür. Yapılan odyolojik testler sonucunda işitme kalıntısına rastlanmayan çocukların bile uygun işitme cihazları ile donatılıp doğru işitme ve dinleme eğitimi verilmesi sonucunda, akustik sinyalleri algılamalarının gelişeceğini ve işitsel yaşantıları arttıkça işitme kalıntılarını kullanarak ayırt etme, tanıma ve anlama becerilerinin gelişerek anadillerini edinebileceklerini belirtmiştir(Girgin,2006:21).


KAYNAKÇA:


1.GİRGİN, M.Cem(2006), “ İşitme Engelli Çocukların Konuşma Edinimi Eğitiminde Dinleme Becerilerinin Önemi ”, ANKARA ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM BİLİMLERİ FAKÜLTESİ ÖZEL EĞİTİM DERGİSİ, CİLT 7, Haziran 2006, s.15-28.

2. ___(2001), “ İşitme Engelli Çocuklarda Konuşma Anlaşılırlığını Etkileyen Faktörler ve Konuşma Anlaşılırlığını Değerlendirme Yaklaşımları ”, ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ EĞİTİM FAKÜLTESİ DERGİSİ, CİLT 5, s.45-59 Aralık 2005.

3.___(2003), İşitme Engelli Çocukların Eğitimine Giriş , Anadolu Üniversitesi Yayınları no.153.

4.KIREL,Çiğdem(2007), Halkla İlişkiler ve İletişim , Anadolu Üniversitesi Yayınları no.1658.

5.TÜFEKÇİOĞLU,Ümran v.d.(2003), İşitme Konuşma ve Görme Sorunları Olan Çocukların Eğitimi , Anadolu Üniversitesi Yayınları no.1514.

6.ÜNLÜ, Sezen(1987), İşitme Engelli Çocukları Olan Ailelerin Uzaktan Eğitim ile Eğitilmesi , Anadolu Üniversitesi Yayınları no.248.

7.YÜKSEL, Ahmet Haluk(2005), İkna Ve Konuşma , Anadolu Üniversitesi Yayınları,no.1629.


Hazırlayan: Emine ŞAHİN